Sitemize Hoşgeldiniz - Bugün

Şuanda 31 Kategoride 211 İçerik Bulunuyor.

KÂNE (كان)

Ana Sayfa » Genel » KÂNE (كان)

Kâne, beş şekilde tefsir edilir:

  1. Kâne, yenbağî [uygun düşer /yakışır] manasına kullanılır, (lâ ile birlikte: lâ yenbağî olduğunda ise, uygun düşmez /yakışmaz anlamındadır); şu âyetlerde olduğu gibi:

Hiçbir beşer için olamaz/olacak şey değildir [mâ kâ-ne=olamaz / olacak şey değildir, {yani, lâ yenbağî=yakışmaz/uygun düşmez}]: Allah kendisine kitap, hükm ve nübüvvet versin de sonra o insanlara, “Allah’ı bırakın bana kul olun!” desin. (Âl-i İmrân/79)

Bir mü’min için olamaz/olacak şey değildir [mâ kâ-ne=olamaz / olacak şey değildir, (yani, lâ yenbağî=ya-kısmaz/uygun düşmez}] bir nıü’mini Öldürmek; hata ile olması müstesna! (Nisâ/92)

Bunu söylemek, bizim için olamaz/olacak şey değildir (mâ yekûnu=(bizim için) olamaz / olacak şey değildir] (yani, lâ yenbaği=(bize) yakışmaz /uygun düşmezi). (Nûr/16)

  1. Kâne, kelamda sıla [anlamı olmayan bir ulama sözü] olarak kullanılır; şu âyetlerde olduğu gibi:

Ve Allah her şeye/her şey üzerine kadirdir. (Ahzâb/27)

Burada kâne, kelamda/söz arasında bir sıladır. Buna göre Ve kânellâhu ‘alâ külli şey’in kadir buyruğu, Vallâhu ‘alâ külli şey’in kadir demektir.

Ve Allah alîmdir, hakimdir. (Nisâ/111; Feth/4)

Burada kâne, kelamda/söz arasında bir sıladır. Bu­na göre Ve kânellâhu ‘alîman hakîman buyruğu, Vallâhu ‘âlîmun hakîmun demektir.

Ve Allah semidir, basîrdir. (Nisâ/134)

Burada kâne, söz arasında bir sıladır. Buna göre, Ve kânellâhu semî’ân basîran buyruğu, Vallâhu se-miun basîrun demektir.

Ve Allah gafurdur, rahimdir. (Nisâ/100)

Burada da kâne, kelamda/söz arasında bir sıladır. Buna göre, Ve kânellâhu ğafûran rahîman buyruğu, Vallâhu gafurun, rahîmun demektir.

  1. Kâne, huve / o manasında kullanılır; şu âyette olduğu gibi:

Nasıl konuşuruz men kâne (yani, men huve: o kimse ki}, beşikte bir sabi?! (Meryem/29)

  1. Kâne lafzı, böyledir, böyle idi diye tefsir edilir; şu âyetlerde olduğu gibi:

Doğrusu o (yani, Ismâîl} va’dine sâdık idi [kâne]; bir rasûl, bir nebi idi [kâne (yani, hakeza kâne}]. (Meryem/54)

Kâne burada, hakeza kâne: böyle idi demektir. Ehline namaz ve zekat ile emreder idi. (Meryem/55)

Önlerinde/ötelerinde her sağlam gemiye el koyan bir melîk var idi [kâne]. (KehJ779)

Bu buyrukta da daha önce olup bitmiş, geçip gitmiş bir şeyden haber vermektedir.

 

  1. Kâne, sâr I olmak manasında kullanılır; Yüce Allah’ın, Adem’e secde etmeyi emrettiği vakit, İblis’in tutumunu anlatan şu âyette ve aşağıdaki diğer âyetlerde olduğu gibi:

İblis dayattı, büyüklendi ve kâfirlerden oldu (kâne). (Bakara/34)

Yani, İblis, Allah’ın ilminde Adem’e -Rabbine şu sözleri söyleyerek- secdeyi terketmekle kâfir oldu: Ben bir beşer için secde eden olmayacağım; yani, ben ondan hayırlıyım; dolayısıyla, benim gibi birisinin, onun gibi birisi için secde etmesi yakışık almaz/uygun olmaz.

Sema açılıp kapı kapı olacak [fe-kânet ebvâben (yani, fe-sâret ebvâbm], dağlar da yürütülüp serab olacak [fe-kânet serâben {yani, fe-sâret kel-serâben}]. (Nebe/19-20)

Dağlar olacak [fe-kâneti’l-cibâlü {yani, fe-sâreti’l-ci-bâlüj], akıp dağılan kum gibi {yani, karıştırıldığı ve harekete geçirildiğinde ardarda gelen kum yığını gibi}]. (Müzzemmil /14)

Saçılmış/uçuşan toz olduğunda {yani, dağlar, güneş ışığının evin penceresinden girdiği vakit görülen toz zerrecikleri gibi olduğu zaman!. (Vakıa/6)

O gün, sema erimiş maden gibi olacak {yani, tasîru’s-semcıüj, dağlar da atılmış/didik didik edilmiş yün gibi olacak {yani, kel-savfı’l-menfûşj. (Me’âric/8-9)

İlgili Terimler :
25 Eylül 2017 tarihinde eklenmiş ve 723 views kez okunmuş.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

Diğer Yorumlar


Kelimeler Kavramlar