Sitemize Hoşgeldiniz - Bugün

Şuanda 31 Kategoride 211 İçerik Bulunuyor.

Ensârullah

Ana Sayfa » Kaynak Eserler » E » Ensârullah

Ensârullah; Anlam ve Mâhiyeti

Ensâr kelimesinin kökü yardım etmek anlamına gelen “nasr”dır. “Ensâr” kelimesi de yardım edenler mânâsına gelir. (Medine halkından olup, Peygamberimiz (s.a.s.) ve Mekke’den hicret eden muhâcirleri barındırıp onlara yardım eden Evs ve Hazrec kabilelerine de “yardımcılar” anlamında ensâr denilir.) Ensârullah; lügat anlamı olarak Allah’ın yardımcıları demektir. Allah samed olduğu, hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı, yaratıkların O’na muhtaç olduğu için, bu ifâde, mecâzî olarak kabul edilmelidir. O yüzden ensârullah kavramına: “Allah’ın dininin, Allah yolunun yardımcıları” anlamı verilir. Ensârullah: Allah’ın dinini ve şeriatını koruyan ve bu hususta elden gelen gayreti sarfeden kimseler emektir. Bu ifâde, 3/Âl-i İmrân, 52; 22/Hacc, 40; 47/Muhammed, 7; 57/Hadîd, 25; 59/Haşr, 8; 61/Saf, 14 âyetlerinde geçer. Kur’ân-ı Kerim’de geçen nasr kelimesi “min” harf-i cerri ile birlikte kullanıldığı vakit, kurtarmak anlamına gelir.

“…Allah, kendi (dini)ne yardım edene elbette yardım eder. Kuşkusuz Allah, kuvvetlidir, gâliptir.” (22/Hacc, 40). Allah’a yardım, Allah’ın dininin yerleşmesine, güçlenmesine yardım demektir. Allah’a ibâdet, ancak o dini benimseyenlerin gayret ve fedâkârlıklarıyla yerleşip hükümran olur. Bu din yerleşince de insanlar Allah ile daha kolay bağlantı imkânı bulurlar. Kendilerini Allah’a yaklaştıran eylemlerin yapıldığı ortam içinde yaşar ve kendileri de o eylemleri yaparak Allah’a yaklaşırlar. İnsanları Allah’a yöneltmek üzere görevlendirilen insanlar, Allah’ın elçileri ve her çağda onların destekleyicileridir. Elçiler, hak dini yerleştirmek üzere insanların desteğine ihtiyaç duymuşlardır. Destekleyen olmadıkça hak dinin yerleşmesi zordur. Hak dini destekleyenlere de Allah yardım eder.

Âl-i İmrân sûresi 52. âyette anlatıldığı üzere, Hz. İsa, Allah yolunda kendisine yardımcılar aramış, havârîleri ona yardımcı olacaklarına söz vermiş, yani bey’at etmişlerdir. Havârîlerin Hz. İsa’ya bey’at ve desteği 61/Saf sûresi 14. âyetinde de anlatılmıştır. Saf sûresinde, bundan önceki âyetlerde mü’minlere, âhiret ve dünya ödüllerine erebilmek için Allah’a inanmaları ve Allah yolunda malla, canla savaşmaları emredilmişti. Bu âyette de onlara, İsa (a.s.)’ya yardım eden havârîler gibi Allah’ın dininin üstü gelmesi için çalışmaları emredilmektedir. İsa (a.s.), havârîlerine: “Allah’a giden yolda bana kim yardımcı olur?” dediği zaman havârîler: “Biz Allah yolunun yardımcılarıyız” dediler ve Allah’ın dinini yaymak için çalıştılar. Fakat Hz. İsa’nın içinde yetiştiği İsrâiloğullarının hepsi ona inanmadı, sadece az bir kesim ona inandı. Ötekiler inkâr ettiler. Allah iman edenleri inanmayanlara üstün getirdi.

Âyette nasıl İsa (a.s.)’ya iman edenler, ona inanmayıp düşman olanlara üstün gelmiş ise, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e iman edenlerin de, ona inanmayıp düşman olanlara üstün geleceklerine işaret edilmekte ve müslümanların, sonunda düşmanlarına üstün geleceği müjdesiyle sûre sona ermektedir. Gerçekten öyle olmuştur. Peygamberimiz (s.a.s.) Mekke’de çok sıkıntı çekmiş, Mekkeliler ona rağbet etmemişlerdir. Allah’ın Rasûlü hac günlerinde: “Hangi adam, Rabbimin risâletini duyurmam için beni barındırır? Kureyş Rabbimin risâletini tebliğ etmemi engelledi” derdi. Nihâyet Allah, Medineli Evs ve Hazrec kabilelerinden bazı kimseleri ona bağladı. Bunlar ona bey’at ettiler ve kendi yurtlarına göçtüğü takdirde onu karadan, kırmızıdan (her türlü görünür tehlikeden) koruyacaklarına söz verdiler. Ne garip bir rastlantıdır ki, Peygamberimiz (s.a.s.)’e bey’at edenler de tıpkı İsa (a.s.)’nın havârîleri gibi on iki kişi idi (Tehzîbu Sîreti İbn Hişam, I/104). Bunlar sözlerinde durdular. Medine’ye göç eden Peygamberimizi ve arkadaşlarını barındırdılar, korudular. Bundan dolayı Medinelilere ensâr (yardımcılar) dendi. Bunlar Allah’ın dininin yayılması için çok fedâkârlık gösterdiler, gerektiğinde mallarını, hatta canlarını İslâm uğrunda fedâ etmekten kaçınmadılar. Nihâyet bu âyetlerin inişiyle birlikte Allah’ın yardımı görünmeye, zaferler ve fetihler birbirini izlemeye başladı. İsa (a.s.)’ya inananlar da inanmayanlara üstün geldiler. Allah’ın vaadi gerçekleşti, hak bâtılı yendi. İnşâallah bir gün İslâm bütün dünya dinlerinin üstüne dünyevî uygulama yönüyle de çıkacaktır.

“Ey iman edenler, eğer siz Allah(ın dinin)e yardım ederseniz (Allah da) size yardım eder; ayaklarınızı (hakkı koruma yolunda) sağlam tutar.” (47/Muhamed, 7). Bu âyette Allah’ın, kendisine yardım edenlere, yani tevhid dininin yerleşip güçlenmesine çalışanlara, bu uğurda savaş verenlere yardım edeceği, onların ayaklarını sağlam tutacağı; öylelerinin, yıkılıp yere düşmeyecekleri; çabalarının yarım kalmayacağı; kâfirlerin ise yüz üstü yere kapanacakları (devrilip düşecekleri), engellemelerinin bir sonuç vermeyeceği belirtiliyor. Âyette mü’minlerle kâfirlerin durumu tam karşıtlık içinde anlatılmaktadır. Allah iman edenlerin ayaklarını sağlam bastırıp onlara yardım ederken, inançsızların ayağını gevşetip onları deviriyor, eylemlerini de hedefinden saptırıyor. Çabaları boşa çıkıyor. Onlar Allah’ın hükümlerini istemedikleri için Allah da onların eylemlerini boşa çıkarmıştır.

“… Allah, kimin gaybda (gizlide) Kendisine ve rasüllerine yardım edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.” (57/Hadîd, 25). Bu âyette de, Allah’ın, kanıtlarla elçiler gönderdiği insanların, adâleti yerine getirmeleri için peygamberlerle birlikte Kitab’ı ve adâlet ölçütünü indirdiği; indirdiği demire de bir güç ve insanlara yararlar koyduğu; demirdeki bu gücü ve yararları, kimlerin Allah’a ve elçilerine yardım yolunda kullanacağını bilmek istediği belirtilmekte ve Allah’ın kaviyy (çok güçlü) olduğu vurgulanmaktadır. Allah peygamberleri göndermiş, Kitap ve adâlet ölçütü indirmiş, demirin gücü sâyesinde de düzenin korunmasını sağlamıştır. Hem bedenlerdeki yaratılış düzenini, hem de toplumlardaki hakça düzeni demirle korumuştur. Böyle yapmıştır ki, gizlide Allah’a ve peygamberlerine yardım edenleri bilsin. Yani kimin, gerektiğinde Allah’ın verdiği güç ve sağlık sâyesinde, silâhını kuşanıp Allah’ın dininin ve elçilerinin üstün gelmesi için çalışacağını ortaya çıkarsın. Âyetin sonunda Allah’ın kavî ve azîz sıfatları vurgulanmakla, Hakk’a yardım edenlerin gâlip geleceğine işaret edilmektedir. Çünkü Allah onların yardımcısıdır. Allah’ın tarafını tutanlar gâlip gelirler.

İlgili Terimler :
24 Ağustos 2015 tarihinde eklenmiş ve 697 views kez okunmuş.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

Diğer Yorumlar


Kelimeler Kavramlar